| **TaYLaN** |
|
[ ]
|
|
|
 |
Rep Puanı |
0 [ Rep Ver ] |
Mesaj Sayısı |
0 |
| Konu Sayısı |
4 |
| Giriş Sayısı |
2 |
|
Cinsiyet |  |
|
Durumu |
|
| 18.05.2009 21:33:06 |
|
Bir dilenci , elinde klasik gitarı kimseyi umursamadan çalıyor elindekini; sanki ezberinde tüm notalar, tüm anılar , tüm aşklar ... adam birkaç tele dokunuyor ve büyülüyor, alıp götürüyor seni taaa İspanya sokaklarına, sıcak ortamlara. İçinde oynama isteği ama insanlar görür korkusuyla bastırıyorsun içindeki küçük kıpraşmaları. Kendini sıkmaktan patlayacaksın neredeyse. Oysa ritmin kucağına atmak vardı şimdi kendini! Saçlarını rüzgara teslim etmek gururla, bedenini ise gitaristin yaptığı müziğe. Büyülendin adeta fakat neden hala öyle put gibi duruyorsun orada? Bari adamın boş duran beyaz mendiline birkaç mangır salla , kıçını sallamasan da! Bu adam hiç durmadan çalar mı diye düşünürsün, sen sabah işe giderken çalmaktadır, ve sen akşam işten dönerken hala çalmaktadır, durdurak bilmeden. Yoksa o bir robot mudur? Bir an arkasına geçip pilli mi diye kontrol etmeyi düşünürsün ama değildir, bunu sen de bilirsin büyük bir hayranlıkla!
Eve gidersin, aylardır belki de yıllardır seyredip dinlediğin dilenciden etkilenmiş olacaksın gitar derslerine başlamışsındır. Gitarı alırsın eline, her seferinde bu sefer onun gibi çalacağım hırsıyla başlarsın notalara vurmaya.. ama nerdeee, içten olmadıktan sonra, ona benzemiyor çaldıkların , aynı şarkı olsa da! Belki de önünde beyaz mendilin eksiktir, diye düşünürsün, ve yıllarca açılmamış çekmecelerden tozlu, beyaz bir mendil çıkarırsın ve yere serersin. Ve yeniden şarkıyı çalmaya çalışırsın. Yine olmamıştır! Ama neden diye düşünürken, bıkarsın o günlük ve gitarı koltuğun üzerine bırakırsın; aynı zamanda belki de gitarın akordu bozuktur diye kafandan çıkarımlar yaparak. Belki de amacın bir şarkı yazmaktır sevgiline, sevgililer günü için ama daha gitarı konuşturamazken..! Gidersin ,evinde kendi çapında kurduğun minik bara kendine bir Bailey's hazırlamak için bol buzlusundan. Sanki elektrikler kesik, bir kaç mum odayı aydınlatmaktadır, kafalar dalgındır. Oturulur en sevilen koltuğa. Dışarıda yağmur yağmaktadır en hızlısından, içinde ise bir aşk sırılsıklamından! O an kapı çalınır ve perde kapanır...sabah kurulan iki kişilik kahvaltı sofrasından sevgilini n gelmiş olduğu anlaşılır. Gitar çoktan bir köşeye saklanmıştır, zamanı gelince sürpriz yapmak amacıyla. Üzeri karalı sayfalar da ahşap çekmecelerin içine tıkılmıştır saniyelik boşluklarda. Yine bu gün iş yolunda dilenci yerini almaktadır, bu sefer tüm cesaretini toplayıp sormuştur nasıl oluyor da oluyor diye! Dilenci, adamın suratına bakmıştır ve birkaç nota birşey çalmıştır. Adam, "anladım da nasıl?" havalarında aval aval bakmaktadır, dilencinin suratına. B u arada da yorgun ve kırışmış ellerin ahengine hayranlıkla bakmaktadır. Dilenci tekrar bir şeyler çalar adamın gözlerinin içine bakarak. Adam yüreğinin sıkıştığını hisseder ve cevap alamadığını anlayınca oradan uzaklaşır ve işinin yolunu tutar. Birkaç gün küsmüşcesine işe giderken o sokaktan geçmez. "Ben senin o kadar beyaz mendilini güldürdüm, seninse bana yaptığına bak!" diyerek inadı inadını geçer. Arada evdeki denemeler başarısızdır ama gün ise yaklaşmaktadır! Sevgi sözcükleri bir kağıda sıkıştırılmak istenmektedir.
Bir gün tekrar oradan, deliler gibi kıskandığı dilencinin sokağından geçer ve onun büyülü müziğine dayanamayarak, ayaklarının onu çektiği yöne yani onun yanına gider. Bu gün son şansını deniyecektir, son defa ondan yardım istiyecektir. Bütün masumiyetini takınarak yanına gider ve yine "nasıl?", der. Yine aynı cevap, notalar eşliğinde tabii. Bu sırada dilencinin birkaç dükkan ötesinde çalışan bir kadın olanları uzaktan seyretmektedir. Onların yanına gider ve adama "sen kafayı mı yedin" tipi bakışlar atar ve "sen ne yaptığını sanıyorsun be adam, o dilenci sağır ve dilsizdir ! Niye adama boşu boşuna soru sorup bir de cevabını bekliyorsun!?" der. "Onun söyledikleri notalarında saklıdır"...adam şoka girmiştir, bunca zaman nasıl olur da ....olayı farkedememiş olmanın aptallığıyla evine döner. Saatlerce hiçbir şey yapmadan oturur ve düşünür, düşünür ve yine düşünür. Sonunda olayı anlamıştır. Sevgilisi için yazdığı tüm sayfalar silinir. Çünkü anlanmıştır ki , sevgi, o kelimelere hapsedilemezdir. Ve önemli olan doğru çalabilmek de değildir. Sadece içten çalabilmektir, arzuyla ve şefkatle. Notalar zaten herşeyi söyleyebilecek kapasiteye sahiplerdir, bunu dilenciden öğrenmiştir! Kim bilir belki de neler demiştir adama dilenci gitarıyla. Verdiği para için teşekkür etmiştir; pazartesi günü bunu hissedebilmiştir; o gün canlı ve minnettar bir tavırla çalmıştır notalarını; çarşamba günü ise en hüzünlüsünden bir tane, çünkü adam ona küstüğünden yolunu değiştirmiştir ve artık onu dinlemeye gelmiyordur, her ne kadar öyle gözükse de, yandaki sokakta durup her gün aslında onu dinlemiştir! Adam şimdi anlamaktadır her şeyi. Eğer bir şey senin ruhuna hitap ediyorsa, sana ulaşabiliyorsa, her ne şekilde olursa olsun, onu anlayabilirsin tüm içtenlikle.
İşte, en güzel sevgililer hediyesini bulmuştur adam; birkaç tatlı bakış ve zorlukla. Ama içtenlikle çalınabilen birkaç nota! 
İmza Yok!
|